21 Mayıs 2012 Pazartesi






KAPI
Yak lambaları artık!
Yetmez mi bu kadar karanlık?
Yahut aç kalbinin perdelerini,
Çağır yıldızları içeri.
Dinle!
Duyuyor musun zamanın sesini?

Kıyam et, et ki görünsün ıraklar.
Zemin kat ki engin, âlem aşikâr.
Göze görünür eşya zahiri, 
Batını arayan aşsın zemini..
Çık kalbinin gıcırdayan merdivenlerini,
Dinle!
Duyuyor musun zamanın sesini?

İşte son basamak, bir adım kaldı,
Eşya silik burada, yalnız bir kapı:
Arıyorsan Rabbini
Önce pakla kalbini
Kıymadıkça canına
Giremezsin içeri…
Dinle! 
Duyuyor musun zamanın sesini?

Rabbim, bu kapının ne aslı?
Anahtar deliği yok, nasıl görünür ardı?
Hem deliği olmayan kapının
Var mıdır anahtarı?


Ah! Bir lütuf o an bir lütuf!
Ayaklarımın dibinde sürünen bir kutu;
Öyle bir hançer saklıyor ki
Bir ucu minare, bir ucu kuyu..
Üzerinde bir takım harfler ulu:
Anahtarı hançerdir odanın Ey Allah’ın kulu,
Girmek istersen içeri
Vur hançeri!
Dinle!
Duyuyor musun zamanın sesini?

Hançer kapıyı yarıyor 
Hançer kapıyı aralıyor…
Kıpkırmızı bir deniz
Etrafımı kaplıyor…
Rabbim, bu kan nerden akıyor?
Kalbim kanıyor ah, kalbim kanıyor!

Benliğim uçuyor terk ederek kanayan kalbimi,
Duymuyorum artık zamanın sesini
Dilde tek kelime:
Ya Baki, Ya Baki…
Ve içerde bir dergâh 
Zamana ettirir eyvah
La ilahe illallah!
La ilahe illallah!
Burası kalb-i tecelligah...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder